Google’da resim ararken aşağıda bulduğum yazıyı görünce dikkatimi resimlerden çok yazıya verdiğimde hikaye çok ilgimi çekti ve sizlerle paylaşmaya karar verdim. Aslına bakarsanız bu hikayenin orjinali Freud’un Kirpileri isimli yazıdır. Bu yinede yazıyı daha çekici kılabilmek için hikaye tarzına çevrilmesinin çok hoş bir düşünce olduğu kanaatindeyim.
Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar vermişler. Ama en çok kayıp veren kirpilermiş. Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.
Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamış. Tartışa tartışa, nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş. Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış . İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler.
Ama başka bir problem çıkmış ortaya. Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş. Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu seferde donmalar meydana gelmiş. Ne var ki, her gece kâh uzaklaşa kâh yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler. KISACA ; Bizim de uzun dikenlerimiz var. Bunlar hayata karşı filtrelerimiz. Bazen faydalı, bazen de zararlı. Çoğu zaman, kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza. Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza. Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün. Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenenlerden olabilmek dileğiyle.. Alıntı
00:38 Tarih 01 Haziran 2010
çok doğru yaklaştıkça uzaklaşıyoruz aslında bazen kendimize karşıda dikenlerimiz batıyor uzaklaşıp soğuyoruz kendimizden ve başkalarına yaklaşıyoruz umarsızca ve tekrar kendimize dönüp iki kez dikenlere batıyoruz.işte o zaman ya kendimizi kaybediyor ya da yeni bir özelliğimizle kendimizi buluyoruz.naif bir dokunuşla gülümsüyor ya da yerlebir oluyoruz…
22:14 Tarih 01 Haziran 2010
Bu yakınlaşma ve uzaklaşmalar arasında gidip gelirken hayatı tanıyor ve tecrübe kazanıyoruz. Sonra da herkesle belirli bir mesafeyi yakalıyoruz ancak o zamanda hayatın sonuna yaklaşıyoruz.